Sedef sonunda diplomasını almış olsa da babasının hayatından çıkışı ile oluşan boşluğu bir türlü kapatamıyordu. Melih derece ile mezun olmuştu. Artık mezun olduktan sora staj yaptığı büroda devam edeceği kesindi. Hatta tahminlerinin çok ötesinde onu ortak yapacaklardı. Melih’in anne ve babası mezuniyet için geldiklerinde Sedef mecburen bir arkadaşlarında kalmaya gitti. Törenden sonra Melih ailesine ondan bahsedecekti, birden bire görüp şok olmalarını ve kabul edecekleri bir şeyi sırf bu yüzden ret etmelerini istemiyordu.
Aynı şekilde Sedef törene de gelmeyecekti arkadaşları evli olduklarını bildiğinden ağızlarından bir şey kaçırabilirlerdi. Mezuniyetin ve büronun ortağı olma coşkusu içinde Melih onlara evlendiklerini söyleyiverecekti, bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı zaten.
Babasının acısı ve şoku henüz çok taze olduğundan Sedef onun heyecanla anlattığı her şeyi kabul ediyordu. Fikir üretemeyecek kadar yorgun hissediyordu kendini. Hem çalışmış, hem okumuş üzerine bir de babasını kaybetmişti. Üstelik tüm bunlara sırf iyi olsun diye katlandığı Nuri beyi. En azından annesi ile kavuştuklarına seviniyordu. Teslime hanımla tüm ilişkileri sona ermişti. Kadın Sedef’in ev için çirkeflik yapacağını sanmıştı ama zavallı kızın ev umurunda bile değildi. Nuri beyle tam istediği hayatı yaşayamamış olsalar da en azından başını sokacak bir evi vardı. Nuri beyin anıları ile dolu bir ev.
Teslime hanım kocasını bir başka adam için terk edip gittikten sonra hayatı hiç de umduğu gibi olmamıştı. Hayri bir ay geçtikten sonra yavaş yavaş ona olan ilgisini kaybetmişti. Teslime sahip olmak istediği hayata yeni kavuştuğu için bir süre Hayri’nin bu ilgisizliğini fark etmemiş sadece kendisi ve yapmak istedikleri ile ilgilenmişti. Artık çok bakımlı bir kadındı, güzelliğine güzellik eklenmiş, bütün erkeklerin gözleri yeniden onda kilitlenmişti. Hem cinslerinin ona nasıl kıskançlık dolu gözlerle baktığını görmek kendini daha da iyi hissettiriyordu. Nuri beyden boşanmak için çoktan başvuru yapmıştı Bir an önce Hayri’nin karısı olmak istiyordu. Tüm bu zenginliğin yasal sahibi.
Nuri bey hiç zorluk çıkarmadığı için ondan çabucak boşandı. Yasaya göre Hayri ile evlenmeleri için boşanmanın üzerine geçecek on ayı beklemeleri gerekiyordu. Bu güzel hayat şartlarında beklemek Teslime hanım için hiç sıkıntı değildi. Altı ay geçtiğinde Hayri artık sahiden onunla hiç ilgilenmiyor, etrafındaki genç ve güzel kadınlara ilgi gösteriyordu. Teslime hanım zenginliğin yasal sahibi olmakla daha çok ilgilendiği için kocası saydığı adamın bu gönül eğlendirmelerini görmeze gelme kararı almıştı. Nikahı almadan önce hır çıkarıp sahip olduklarını kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Hayri’nin değil kendi gönlünü eylemek onun için daha önemliydi. Beğenilmeyi seviyordu evet ama bunun karşılığında bir şey vermeye gönüllü değildi. Erkekler bir kadının narinliğinden anlayacak kadar gelişmiş varlıklar değildi ona göre. Parayı kocaya tercih etmenin akıllı bir seçim olduğunu düşünüyordu bu yüzden. Hayatın ona öğreteceklerinden haberi yoktu o sıralarda.
Bir akşam Hayri eve çok önem verdiğini söylediği bir arkadaşını davet etti. Adamla çok önemli işler yapacaklardı. Söylediğine göre işleri Hayri’nin sahip olduklarının on katıydı, tabi serveti de. Misafirinin çok iyi ağırlanmasını istediğini Teslime hanıma bir gün önceden söylediği için Teslime hanım tüm çalışanları geceye hazırlanmak için seferber etmiş, kendisi de güzelce hazırlanıp, en naif hallerini takınmıştı. Yemek servisini kendi elleriyle yapacağını söyleyerek çalışanları gönderdi. Böylece hem Hayri’nin gözüne girecek, hem de adama ne kadar iyi bir aile olduklarını göstererek Hayri’ye prim kazandıracaktı. Hayri adamla eve geldiğinde karısının bu özel hazırlık ve tavırlarından çok hoşnut kaldı. Teslime uzun bir süreden sonra Hayri’nin ilk kez kendine böyle hayran baktığını fark etmişti. Sadece Hayri değil, misafir gelen adam da gözlerini Teslime’den alamıyordu. Bol sohbetli, coşkulu bir akşam yemeğinden sonra erkekler alkolün eşiğini geçmeye başladılar. Teslime kocasına hoş görünmek için ısrar etseler de içmiyordu. Alkolle hiç bir zaman arası olmamıştı. Gece yarısını geçtikten sonra Hayri karısından onlar için dans etmesini istedi. Bunun sarhoşlukları ile ilgili olduğunu düşünen Teslime, “Ben ne anlarım Hayri danstan!” diyerek geçiştirmek istedi ama Hayri telefonundan açtığı kıvrak müzikten sonra Teslime’yi kolundan sert bir şekilde tutarak kaldırdı ve adamı işaret ederek “Oyna!” dedi. Teslime kocasının bu kaba tavrına çok içerlemiş olsa da adamın yanında rezillik çıkmasın diye kalktı biraz oynamaya başladı.
“Kıvır!” dedi Hayri bu sefer. Adam coşkuyla alkışlıyordu olanları. Teslime o zaman bir şeylerin doğru olmadığını anladı ama Hayri’nin onu adamın kucağına oturtmak istemesinden sonra yediği tokat yüzünden bayıldığı için sabah acılar içinde uyandığında geç olduğunu anladı.
Teslime’nin yedi ay sona evden kaçması ile son bulan bu süreç, neredeyse her hafta eve getirilen iki üç adama ikram edilmesi ile devam etti. İlkinden sonra Hayri evi terk etmişti zaten. Teslime’nin kaçmaması için kapıda bekleyen adamları vardı. Misafir geleceği zaman haber yollanıyor, Hayri’nin adamları çalışanların söylediği eksikleri alıp getiriyorlardı. Teslime’nin ev sınırları dışına çıkması yasaktı. O her şeyi göze aldığı şaşalı hayat, zenginlik ve tabi ki nikah artık hayal bile değildi. Tüm bakımı yine yapılıyordu, giysileri, yaşam koşulları mükemmeldi. Gözlerinin altı çökmüş, vücudunda morluklar doluydu. O eski güzelliği, ışığı sönmüştü yedi ayda. Bazen evde çalışanlara, bazen gelen adamlara yalvarıyordu ona yardım etmeleri için ama hiç faydası olmuyordu. Sonunda bir gün Hayri’nin adamlarından biri ona yardım etmeye karar verdi. Ablası eniştesi tarafından bıçaklanmıştı bir ay önce. Adam tam yirmi bir kere saplamıştı vücuduna kadının bıçağı. Yine de ambulans geldiğinde yaşıyordu ablası ama kurtulamamıştı. Gözü dönmüştü hırsından delikanlının. Hayri onu işlerden uzak tutmak istediği için Teslime’nin kapısında nöbete yollamıştı. Sakinleyip, kendini toplayana kadar orada kalmasını istiyordu. Ancak düşündüğünden çok başka bir şey olmuştu bu sefer. Delikanlı Teslime’ye yapılanları görünce doğrudan ablasını hatırlamış, bir gece onu kaçırıvermişti bu altın kafesten. On beş gün bir yerde saklanmışlardı beraber. Sonra onu götürüp uzak akrabası bir kadının yanına bırakmış kendisi de ortadan kaybolmuştu. Fikriye hanımın kocası yılar önce ölmüş, çocukları da evlenip uzaklara gitmişlerdi. Delikanlı Teslime’yi oraya getirirken başına gelenlerden bahsetmemiş, Teslime’ye de bahsetmemesini sıkı sıkı tembihlemişti. Namazında niyazında olan Fikriye hanım kocasından işkence görüp kaçtığını sandığı Teslime’ye bir yıl boyunca sahip çıktı. Teslime’nin ruhunda açılan yaraların geçmesi için yeterli bir zaman değildi bu. Sonunda bir gün ağlama krizine girip kadına olan biten her şeyi anlattı. Fikriye hanım hem kandırılmış olmanın verdiği hırsla hem de evinde namussuz bir kadını beslemiş olmanın hayal kırıklığı ile hemen o dakika onu evinden kovup sokağa attı. İlçedekiler duyup ona rahat vermezler diye düşünen Teslime kadının gitsin diye yüzüne fırlattığı para ile bir otobüs bileti alıp kendi şehrine geri geldi. Hayri’nin artık onu aradığını sanmıyordu. Arasa da zaten bu halde onu istemezdi. Eski bir arkadaşını arayıp bir süre onun yanına sığındı. Onun kocası Teslime’ye göz koyunca mecburen ayrıldı ve bu defa uzak mahallede bir esnafın kapatması olmayı kabul etti. Adam Teslime için açtığı eve haftada iki gün uğruyordu. Onun dışında kafası rahattı. Adamın trafik kazasında ölmesi ve karısı ve çocuklarının onun varlığından haberdar olması ile yine sokakta kaldı.
(devam edecek)