Melih geri dönmeden önce Sedef’i arayınca, Sedef’te Nuri bey ile vedalaşıp eve döndü. Bunca zaman sonra babasına kavuşmak ve istediği zaman yeniden kavuşacak olmak onu çok rahatlatmıştı. Okulları tatil olmasına rağmen dönmüşlerdi çünkü okul açıldığında rahat geçinebilmek için ikisinin de çalışıp harçlık çıkarmaları gerekiyordu. Melih’in annesi oğlunun tek başına yaşadığını düşündüğü için ona göre bir miktar yolluyordu. İki kişinin yaşadığı evin masrafı da haliyle artmıştı. Sedef kendini Melih’e borçlu hissediyordu. Onun sayesinde uzun süredir ilk defa hayatı kendi kontrolüne geçmişti. Evden ayrıldığından beri ne babası ne de diğerleri onu hiç arayıp sormuyorlardı. Onları bu kadar rahatsız edecek ne yaptığını bilmiyordu ama zaten onun da olmasını istediği bundan farklı değildi. Babasına mirası ret ettiğini ve kağıtlar imzaladığını söylememişti üzülmesin diye. Murat bey olmadan da var olmuş, onsuz da var olmaya devam edebilirdi. Miras almak istediği hiç bir şey o adamda mevcut değildi. Onun koşullarına katlanmasının tek nedeni babasına tedavi için destek olmasıydı.
Okullar yeniden açıldığında Melih artık son sınıfın ağırlığıyla kendini kaybetmişti neredeyse. İşten ayrılmış derslerine odaklanmıştı. Bir avukatın yanında ücretsiz staja da başlamıştı. Büroda gerçek avukatlarla çalışmak onu daha da büyülemiş, kendini iyice derslere ve bürodan öğreneceklerine adamıştı. Sedef onun bu azmi ile gurur duyuyordu. İleride çok ama çok başarılı bir avukat olacağından emindi. O da derslerine dört elle sarılmıştı ama yine de yaz tatilinde başladığı işi bırakmamıştı. Melih hiç değilse annesi aracılığı ile bütçeye katkı sağlarken onun da bir şeyler yapması gerekiyordu. Şikayet etmiyordu, ikisi de mezun olduklarında ve gerçek anlamda hayata atıldıklarında her şey çok daha iyi olacaktı.
Son sınıfın ortalarına doğru Teslime hanımdan gelen telefona kadar Sedef tüm yorgunluğa rağmen her şeyin yolunda gittiğini düşünüyordu. Nuri beyin durumu ağırlaşmıştı.
“Neden? Nasıl? Babam onu bıraktığımda iyiye gidiyordu!” dedi çaresiz bir şekilde.
“Evet biraz iyi gibiydi ama maalesef öz baban üç aydır tedavileri karşılamayı bıraktı!”
“Ne?”
“Nuri bey sana söylememem için bana yemin ettirdi. Tedavi kesilir kesilmez hastalık sinsi sinsi beklediği yerden çıktı ve onu ele geçirdi. Durum daha da vahim olmadan sana söylemek zorundaydım!”
“Yo olamaz!” dedi Sedef, başından aşağı kaynar sular dökülmüştü, o kağıtları imzaladıktan sonra artık ondan çekinecekleri bir şey kalmadığı için Nuri beye verdikleri desteği kesmişlerdi. Bu saatten sonra ben öz kızıyım diye ortaya çıksa bile elde edeceği hiç bir şey yoktu. Onu zaten evlerinde besleyip, bakmışlardı, kendi isteği ile de mirasından vazgeçmişti.
“Babanı arayıp konuşamaz mısın? Benim telefonlarıma çıkmıyorlar.” dedi Teslime hanım çaresizce.
“Bu bir işe yaramaz!” dedi Sedef, neredeyse bayılacak gibi hissediyordu. O evden kurtulma uğruna o kağıtları imzalamıştı ve şimdi babası için hiç bir şey yapamıyordu.
“Neden?”
“Ben biraz para göndereceğim size!” diyerek kapattı telefonu. Nikahta takılan bilezikleri çıkarttı sakladığı yerden ve Melih’i arayıp durumu anlattı.
“Bunları bizim için saklıyordum ama babamı böyle bırakamam!” dedi ağlayarak.
“Tamam sorun değil!” dedi Melih. Onun onayını alır almaz kuyumcuya koşup bilezikler bozdurdu ve babasının hesabına aktardı tüm parayı. Sonra Teslime hanımı arayıp tedavinin aylık ne kadar aldığını sordu. Yolladığı para sadece dört ay yetecek kadardı. O zaman mezun olacaktı ama kalanı elde edip yollaması imkansızdı. Mezun olmak için de şimdikinden daha uzun saatler çalışması mümkün değildi. Kazandığı para ile mutfak masraflarına destek oluyordu. Biraz biriktirmişti ama onu da Melih staja başlayınca orada giysin diye ona hediye almak için harcamıştı. Daha kendine tek kuruş harcamamıştı. Hâlâ babasının evinde ona verilen eskileri giyiyordu. Ayakkabılarının altında küçük delikler açılmış ve yağmur yağdığında ayakları su içinde kalıyordu ama mezun olup iyi bir işe girdiğinde hepsini halledeceğini düşünüyordu. Babası için ise dört ay sonra paraya ihtiyacı vardı. Mezun olup işe girene kadar sabredemediği için kendine kızgındı şimdi. Melih ile evlenmeyi kurtuluş görmüştü, kendi kurtuluşu. Nasıl güvenmişti ki o insanlara, nasıl düşünmüştü babasına bakmaya devam edeceklerine?
Melih bu olanlardan pek etkilenmiş gözükmüyordu. Mezun olduktan sonra o büroda devam edebilmeye takmıştı. Patronları onu beğeniyorlardı, kendini daha da geliştirip, onlara ispat edebilmek için canını dişine takmıştı. İşin garibi öğrenci bir stajyer olduğunu unutup, onlar gibi giyinip, yaşama telaşına da kapılmıştı. Şimdilik Sedef’e ya da babasına yapabileceği herhangi bir maddi katkı yoktu. İleride olabilmesi için de şimdiyi böyle yaşamaları gerekiyordu.
Sedef yeniden kendini derin bir yalnızlığın içinde hissetmeye başlamıştı. Birikmiş son parası ile hafta sonu gidip babasını görmek için bilet aldı. Gerçekten de üç dört ay içinde babasının bu kadar kötülemiş olduğuna inanamıyordu. Onun gönderdiği para ile ilaçları yeniden almış olsalar bile aradan geçen zaman hastalığı ilerlettiği için henüz bir düzelme olmamıştı.
“Baba neden bana söylemediniz?” dedi zavallı adamın bitkin elini tutarak. Nuri beyin konuşacak bile dermanı kalmadığı için acı acı gülümsedi sadece. Ona göre bunca zaman kızı sayesinde ayakta kalmış olması bile mucizeydi. Kızının babası ile olan mutluluğunu, aralarındaki bağı bozmamak için sessiz kalmıştı. Sonuç olarak Nuri bey ile sedef arasında herhangi bir kan bağı yoktu. Sedef ona hiç bir şey borçlu değildi ve öz babası ile yakaladığı bağı bozmaya kimsenin hakkı yoktu. Teslime hanım söylemişti bunları Sedef’e. Sedef hıçkırarak ağlamaktan başkasını yapamamıştı bu sözler karşısında. Teslime hanım Sedef’in yolladığı parayı Murat beyden aldığını ve devamında da öyle yapacağını sanıyordu. Sedef artık babası ve ailesi ile arasında bir bağ olmadığını ona da söylemedi. Nuri beyin kendini suçlamasını istemiyordu. Bildiği takdirde Teslime hanımın bunu ağzında tutamayacağı açıktı. Hatta o biraz daha rahat yaşamaları için Sedef’in keseyi biraz daha açabileceği imalarında bulunup duruyordu. Gelen para tedaviye ucu ucuna yetiyordu, kalan Nuri beyin emekli maaşı ile dönüyordu. Sedef onu dinledikçe içinde bir şeyler parçalanıyordu ama o bilmediği için talep ettikçe ediyordu.
Eve geri döndüğünde o iki günün etkisinden kurtulamadı. Babasını o hale düşmüş görmek ve devamında da bir şey yapamayacak olmak onu mahvetmişti. Bir ara hırsa kapılıp Murat beyi aradı ama Teslime hanımın telefonlarına çıkmadığı gibi, onun aramasını da açmadı. Tüm bu karmaşanın içinde hem derslerine, hem yarım gün çalıştığı işine odaklanmaya çalıştı durdu. Melih ve o kendi dünyalarında birbirlerinden habersiz gibi yaşıyorlardı. Dava dosyalarına kendini kaptırdığı için gece geç saatlerde geliyordu Melih, Sedef ise o saatlerde yorgunluktan bayıldığı için uyuyor oluyordu.
Bir buçuk ay geçmeden Nuri beyden kötü haber geldi. İlaçlar o iki üç ayın alıp götürdüklerini onaramamış adamcağızın vücudu sonunda iflas etmişti. Melih ile birlikte gidip babasını toprağa verdiler. Sedef babası ile birlikte içinde bir çok şeyin de o toprağın altına girdiğine inanıyordu artık. Teslime hanım babasının sağlığı yerindeyken oturdukları evin tapusunu kendi üzerine geçirttiği için Sedef’e kalan hiç bir şey yoktu. Zaten nüfusu Murat beyin nüfusuna geçirilmişti. Nuri bey de onun babasından alacaklarına güvenerek Teslime hanımı ortada bırakmak istememişti.
(devam edecek)