Melih hemen o hafta Murat beyin iş yerine uğradı. Gülfidan hanım kızın ailesi olmadıkları için onu evde istemesinin anlamı olmayacağını söylemişti. Sonuçta hem kimse Murat beyin kızı olduğunu bilmiyordu, hem de o kızın ailesi falan değildi. Melih zaten Sedef’in durumunu bildiği ve kendi ailesine de haber vermeden bu işe giriştiği için yadırgamadı. Ofise uğrayıp Murat beyle tanıştı. Murat bey sağlayacağı maddi desteği ona da söyledi. Sedef’in mirastan vazgeçtiğine dair evrakları imzaladığını da eklemeyi unutmadı.
“Avukatmışsın, bunun dönüşü olmadığını biliyor olmalısın!” dedi, başımıza bela olmayı düşünme dercesine.
“Biliyorum!” dedi Melih, ne çok kibar, ne de saygısız davranmıştı. Herhangi bir isteme merasimi de yaşanmadı. Sadece tanıştılar ve bunun adını isteme koydular, hepsi buydu. Adet yerini bulsun diye gerçekleştirilen ve aslında Murat beyin tehdit ve göz dağı vermeyi amaçladığı bu buluşmanın ardından gidip nikah günü aldılar. Nişan, kına veya düğün olmayacaktı. Gülfidan hanım yine ele güne rezil olmasınlar diye Sedef’e bir gelinlik kiralamayı kabul etti. Nikahta Murat bey, Betül, Gülfidan hanım, Münevver hanım ve Melih ile Sedef’in arkadaşları vardı. Gülfidan hanım Sedef’in gözlerinin içine bakarak koluna üç tane söz verilmiş bileziği taktı. Sedef onun yüzündeki ifadenin “Görüp göreceğin de bu!” dediğini anlıyordu. Betül tebrik için bile gelmedi. Onca yıl aynı bahçenin içinde neredeyse selamlaşmadan yaşamışlardı. Babasının bir başka kızı olduğu gerçeğini hiç bir zaman kabul etmemişti, bundan sonra da etmesi için bir neden yoktu. Sedef’in annesi Murat bey için Gülfidan hanımı bulmadan önce yaşadığı bir gönül eğlencesiydi ve Sedef talihsiz bir kaza ile dünyaya gelmişti. Aslında ona en büyük kötülüğü annesi yapmıştı ve gayri meşru bir çocuğu dünyaya getirmişti. Bunlar yıllardır Gülfidan hanımla Betül’ün ortaklaşa paylaştığı düşüncelerdi. Nihayetinde ona gerekenden fazlasını zaten yapmışlardı. Bir hayır kurumu da olmadıklarına göre herkes kaderini yaşayacaktı. Annesi sırf babasının parası için son anda bir kızı olduğunu açıklamıştı. Eğer Murat bey onun sonradan evlendiği gibi çulsuz bir adam olsaydı bu baba-kız ilişkisi asla gündeme gelmeyecekti. Neyse ki Murat bey de kızı ve karısı gibi düşünüyordu da evlerinde bu kız yüzünden bir tatsızlık ya da ikilik hiç yaşanmamıştı. Betül hakkettiği şekilde doğuştan sahip olduğu tüm imkanları değerlendirmişti. Üç bilezik ve banka hesabında biraz para umurunda değildi. Sedef’in varlığından kurtulmanın bedeli olarak görüyordu.
Nikahtan sonra Sedef ve Melih arkadaşları ile bir yere yemeğe gittiler. Herkes aşklarının sağladığı cesaretlerinden dolayı onlara hayranlık duyuyordu. Hikayenin arkasındaki gerçekleri bilmediklerinden, iki gencin yaptıkları onları için bir kahramanlıktı. Aslında Melih, Sedef için sahiden bir kahramandı, çünkü o olmasa şimdi Murat beyin seçtiği o adamla evlenmiş olacaktı. Okul bitmeden veya ailesi onaylamadan evlenmeyi kabul etmeyebilirdi ama yapmadı. İlk tanıştıkları günden beri ona olan güveninin boş olmadığını anlamıştı. İkisi içinde bundan sonrası biraz zor olacaktı. Melih’in okulu ağırdı. Ailesinin yolladığı para ile geçiniyordu. Sedef’in de dersleri ağırdı ama devam mecburiyeti olmadığı için yarım gün bir işe girecekti. Biraz zorlanacaklardı ama mezun olduktan sonra her şey çok güzel olacaktı. Sedef Melih’ten nikahtan sonra babasının yanına gitmeyi talep etmişti. Onunla sürekli telefonda konuşsalar bile yüzünü görmeyeli yıllar olmuştu.
Melih için bütün bunlar henüz macera gibiydi. Sedef’in öz babasına karşı aldıkları tavır bir başkaldırıydı ona göre, sevdiği kızı hain babasından kurtarmıştı. İkisi de bütün dünyayı kurtaracaklarına inandıkları o güzel yaşlardaydılar ve birbirlerine sarılmış dünyanın kötülüklerine karşı direniyorlardı.
Sedef babasına sürpriz yapmak istediği için Melih ile onu görmeye gideceklerini söylemedi. Nuri bey kızının bu erken evlenme kararı ile ilgili biraz endişeliydi ama en azından mutlu olduğunu duyunca içi rahatlıyordu. Murat bey kızına sahip çıktığından beri Sedef’in hayatında onun daha çok babalık hakkı olduğunu düşündüğü için karışmamayı tercih etmişti. Öz babası onayladığına göre Nuri beyin karşı çıkarak engellemeye çalışması doğru olmazdı. Ayrıca adamcağız onun bütün tedavi masraflarını üstlenmişken, bu karşı çıkış bir anlamda nankörlük de olacaktı. Demek ki Melih denilen bu delikanlı da ailesi de çok iyi ve kızına denk insanlardı ki babası gönül rahatlığı ile iki öğrencinin acele etmesine göz yummuştu.
Murat beyin verdiği para ile otobüs biletlerini aldılar ve Nuri beye doğru yola çıktılar taze karı koca. Teslime hanım kapıyı açıp karşısında Sedef’i görünce afalladı.
“Babamın elini öpmeye geldik!” dedi Sedef neşeyle, kalbi hızlı hızlı çarpıyordu. Teslime hanımla, Melih’i hızlıca tanıştırdıktan sonra koşarak içeri girdi ama babasını göremedi.
“Babam nerede?” dedi telaşla Teslime hanıma.
“Hastanede”
“Hastanede mi? Neden?”
“Haftada iki günü orada geçiriyor artık!”
“Bana bir şey söylemedi ama?”
“Üzülmeni istemedi.”
“Babam kötü mü Teslime teyze?”
“Gidip görünce kendin karar verirsin!” dedi Teslime hanım, zaten kocasının yanına gitmek üzere hazırlandığı için çocukları da alıp götürdü hastaneye, “Yanına kalabalık almıyorlar, bu gün sen girersin!” dedi Sedef’e.
Babasını sağlıklı görüp, kucaklaşmayı beklerken, onun hastanede olması çok üzmüştü Sedef’i. Melih’te bu yeni acı karşısında şaşırmış, karısına sarılmıştı yol boyunca. Teslime hanım ve Melih dışarıda bekledi, Sedef hemşireye kızı olduğunu söyleyip girdi babasının yanına.
“Sedef?” dedi şaşkın şaşkın Nuri bey. Kızının onu burada görmesi istediği en son şeydi ama son altı aydır ne yazık ki iki, üç günü hastanede geçiriyordu.
“Baba?” dedi Sedef göz yaşları içinde “Neden bana söylemedin?”
Babasına sarılması hastane içinde yasaktı, onunla kucaklaşması için eve dönmesini beklemek zorundaydı.
“Kızım bu hastalığın normal seyri bu, endişelenecek bir şey yok ki!”
“Nasıl yok? Bunca yıldır tedavi neden işe yaramıyor?”
“Endişelenme, bunları biliyordum ben zaten, korkacak bir şey yok! Nasılsın, kocan nerede?”
“Dışarıda, bir kişi aldıkları için onu içeri alamadık. Seninle tanışmak için sabırsızlanıyor!”
“İyi olayım ailesi ile de tanışırız inşallah!”
“Tabi, inşallah!” diyerek geçiştirdi Sedef bu konuyu, şimdilik babasına, Melih’in ailesinin evlendiklerinden habersiz olduğunu söylemek istemiyordu.
“Ne kadar devam edecek bu durum?” dedi endişeyle.
“Doktorlar devam etmesini istediği sürece!” dedi Nuri bey gülümseyerek ama onun yüzündeki ifadeden bunun daha iyisi olmadığını anladı Sedef.
“Bunca zaman gelemediğim için çok üzgünüm baba, bana ihtiyacın olduğunu anlayamadım!” dedi hıçkırarak.
“Kızım bir şey yok, Teslime hanım zaten bana bakıyor, gelsen senin yapacağın ek bir şey yok ki! Senin rahat ve mutlu olman benim en büyük ilacım. Babanlar nasıl? “
“İyiler!” dedi Sedef. Karşılıklı bakışarak hasret giderdiler. Nuri bey ertesi günü çıkacağı için sarılmak için bir gün daha beklemeleri gerekiyordu. Melih’in ailesinin yanına gitmesi gerektiği için uzun kalmayacaklardı ama Nuri beyin durumu ortaya çıkınca Melih “Ben gidip annemleri göreyim, sen de burada babanla kal!” demişti. Zaten Sedef’i ailesinin yanına götüremeyecekti. Onun bu teklifi Sedef’i çok sevindirdi. Melih ertesi gün Nuri beyi hastaneden çıkardıktan sonra fazla kalmadan biletini alıp gitti.
Yıllar sonra ilk ziyaret olduğundan hoşlanmasa da Teslime hanım da baba kızın arasına girmedi ve onları sürekli baş başa bıraktı.
(devam edecek)