Sahte – Bölüm 9

Zeynep onları gördüğüne o kadar sevindi ki hemen kendini Ergin’e doğru attı.

“Oh Ergin o kadar korktum ki öleceğim sandım!”

Ergin kollarını ona sarmak yerine hınçla geri itti Zeynep’i ve “Zevkten mi?” dedi hırlayarak.

Zeynep ne olduğunu anlayamamıştı ama Metin hemen anladı.

“Hayır! Hayır! Bak sen yanlış anladın sanırım biz burada kapalı kaldık!”

“Niye karanlıkta kapıyı mı bulamadınız yoksa, yoksa oynaşmaktan vakit mi bulamadınız?”

“Ergin? Ne saçmalıyorsun sen?” dedi Suzan çok şaşkın bir ifade takınarak. İstediğinden bile iyi gidiyordu her şey.

Zeynep donmuş kalmıştı, “Ergin kapı kilitliydi sana yemin ederim!” dedi ağlamaklı bir sesle

Ergin deponun kapısını bir kaç kez açıp kapadı, “Sahi mi şimdi neden rahatlıkla açılıp kapanıyor acaba?”

“Ama?” dedi Metin hayretle, “Olamaz biz kaç defa uğraştık açmak için! Kapı üzerimize kapandı!”

“Belki de sıkışmıştır!” dedi Suzan hemen.

“Evet belki de!” dedi Metin onu onaylayarak ama Ergin’in sakinleşmeye hiç niyeti yoktu.

“Annen gibisin demek ki sende!” dedi tükürür gibi Zeynep’e bakarak.

Zeynep annesinden bahsedilince iyice şoka girdi, “Ne demek istiyorsun?”

“Annen gibi bir kaltaksın! Onun babana yaptığını sen şimdi bana yapıyorsun!” dedi ve öfkeyle çıkıp gitti merdivenlerden.

“Ne?” dedi Zeynep bağırarak, “Ne saçmalıyorsun sen?” ve sonra bir ağlama krizine girdi.

Metin ve Suzan onun kollarına girerek yukarı çıkardılar. Metin onun bu kadar üzülmesine neden olduğu için kendini çok kötü hissediyordu. İkisinin de hiç suçu yoktu.

“Annenle ilgili o şeyler de ne demek?” dedi Suzan kaşımaya devam ederek.

“Bilmiyorum!” dedi Zeynep inleyerek, “Babam bu konuda hiç konuşmaz!”

“Yani gerçek olabilir mi?” dedi Suzan yine geri çekilmeyerek, Metin ona ters ters baktı.

Zeynep başını kaldırıp Suzan’a baktı boş boş, “Bilmiyorum!” dedi ama aklına bir sürü soru doluştuğu yüzünden okunabiliyordu.

“Bence bunların hepsi saçmalık! Ergin öfkeden ne söylediğini bilmiyor! Sakinleşince konuşur her şeyi halledersiniz!”

“Neyi halledecekler?” dedi Suzan diklenerek, “Arkadaşıma neler söyledi duymadın mı? İkimiz de Zeynep’ tanıyoruz öyle değil mi? Ergin’i aldatmayacağını biliyoruz!”

“Evet, elbette!” dedi Metin.

“O halde o neden bilmiyor! Bence o terbiyesize biri haddini bildirmeli!” diyerek dik dik Metin’e baktı.

“Ne istiyorsun gidip onu bir güzel döveyim mi?”

“Sen yapılı bir adamsın!” dedi Suzan.

“Hayır!” dedi Zeynep, “Susun lütfen, kimse kimseyi dövmeyecek! Ben eve gitmek istiyorum!”

“Ah zavallı güzel arkadaşım benim, o Ergin denilen geri zekalı bir daha zor bulur senin gibisini. Derdine yansın!”

“Barışırlar!” dedi Metin araya girerek, “Biraz daha yapıcı olamaz mısın?” diye tersledi Suzan’ı.

“Kardeşim dediğim arkadaşımın canı yandı burada! Senden izin mi alacağım onu savunmak için, sen kim oluyorsun?” dedi Suzan bu kez.

Metin çok şey söylemek istiyordu ama bir şey demedi. Suzan ile baş edemeyeceğini anlamıştı. Zeynep gibi bir melek bu kızla nasıl kardeş olabilirdi ki. Kız tam bir şeytandı.

İkisi birlikte Zeynep’i eve götürdüler. Ahmet bey çalıştığı için henüz dönmemişti. Metin ve Suzan babası gelene kadar ağlaması bir türlü kesilmeyen Zeynep’in yanında kalmak istediler ama o kabul etmedi. Suzan zaten kalmak istemiyordu o yüzden fazla ısrar etmedi, o gidince Metin’de onunla aynı evde yalnız kalmasının doğru olmadığını düşündüğü için mecburen kalktı.

Onları uğurladıktan sonra çantası ve montunun ceplerinde yeniden telefonunu aradı Zeynep ve montunun cebinde buldu. Ergin’den gelen herhangi bir mesaj ya da arama var mı diye baktı. Yoktu..

“Annen gibi kaltaksın!” sesi kulaklarında çınlayıp duruyordu. Ergin ne demek istiyordu, onun bilmediği ne biliyordu. Ona nasıl güvenmez ve inanmazdı.

Hemen numarasını çevirip onu aradı ama daha ilk çalışta Ergin meşgule attı ve “Bir daha beni ne ara, ne sor!” diyen bir mesaj yazdı.

Mesajı görür görmez ağlaması iyice çoğaldı Zeynep’in ve olduğu yere yığılıp babası gelene kadar inleyerek ağlamaya devam etti.

Ahmet bey kızını yere kapaklanmış ağlar halde bulunca, paniğe kapıldı.

“Kızım ne oldu? Birine bir şey mi oldu?” diyerek yanına koşup onu kaldırdı hemen, Zeynep’in gözleri ağlamaktan neredeyse kapanacak kadar şişmişti.

“Zeynep ne oldu? Ergin’e mi bir şey oldu?” dedi adamcağız eli ayağı titreyerek, biricik kızını daha önce hiç böyle görmemişti. Zeynep cevap veremedi ama o sırada kapı çalınca, kızını koltuğa oturtup kapıya baktı. Gelen Suzan’dı.

“Ahmet amca sizin geldiğinizi gördüm de camdan, geleyim bir bakayım Zeynep’e dedim”

“Kızım ne oldu? Niye ağlıyor Zeynep!”

“Ah sormayın Ahmet amca! O Ergin denilen şerefsiz her şeyi yanlış anlayarak, Zeynep’e ‘annen gibi kaltaksın!’ dedi herkesin içinde bu gün!”

“Ne?” dedi Ahmet bey neredeyse düşüp bayılacaktı zavallı adam, “Ne dedi?”

“‘Annen gibi kaltaksın!’ dedi Ahmet amca, halbuki zavallı Zeynep’in hiç suçu yoktu. Metin ile okulun deposunda kilitli kalmışlar, Onları gidip bulduk ama Ergin kilitli kaldıklarına inanmadı ve onların depoya oynaşmak için indiklerini söyledi!

“O piçi bir daha görmeyeceğim kızımın yanında! Asla!” dedi Ahmet bey büyük bir öfkeyle ve Zeynep’in yanına oturup kızına sarıldı sımsıkı, “Canım kızım benim, kimse ama kimse seni böyle üzemez!”

Ahmet bey beyninden vurulmuşa dönmüştü. Karısının onu başka bir adamla terk edip gittiğini kızına asla anlatmamıştı. Çok yakın bir kaç arkadaşı biliyordu sadece. O piç kurusu haklarında araştırma yapmış olmalıydı mutlaka, yoksa bunu asla bilemezdi. Bunu kızına karşı koz olarak kullanması asla affedilir bir şey değildi.

“Baba Ergin neden söyledi?” dedi Zeynep inleyerek.

Ahmet bey Suzan’ın yanında konuşmak istemediği için cevap vermedi, “Sen hele bir sakinleş kızım!” diye saçlarını okşadı onun.

“Ahmet amca ben daha fazla rahatsız etmeyeyim. Bir ihtiyacınız olursa ararsınız!” diye fısıldayıp geldiği gibi gitti Suzan. Planı tıkır tıkır işliyordu.

Ahmet bey babasına anlatmıştı karısıyla yaşadıklarını. Hüseyin bey de karısına anlatırken duymuştu Suzan. Maçtan bir süre önce Ergin’e bir punduna getirip yumurtlamış, Zeynep’in bilmediğini de araya sıkıştırmıştı hemen. Güya arkadaşına iyi davranmasını istiyordu Ergin’den tabi. Yoksa bunu anlatmasının kötü bir niyeti yoktu. Tabi bir de evlendikten sonra duyarsa Zeynep’i suçlasın istemiyordu, çünkü bilmiyordu zavallı annesinin ne mal olduğunu.

Böylece zehirli bir sarmaşık gibi herkesin zihnine yavaş yavaş bir şeyleri yerleştirip sonra da planını uygulamaya sokmuştu ve her şey umduğundan çok daha iyi ilerlemişti. Zeynep’i ilk eve bırakıp yukarı çıktıktan sonra annesine de anlatmıştı olan biteni.

“Ya sen Ergin gibi çocuğu bırak, o Metin denilen oğlanla depoda oynaş! Anne görmen lazımdı saçı, başı üzeri başı darmadağındı kapıyı açtığımızda. Nasıl toparlanacaklarını bilemediler!”

“Tüh! Tüh! Görüyor musun? Sahiden annesi gibi demek bu kız!”

“Ama anneciğim bak beni beğenmiyorsunuz bu kızı göklere çıkarıyorsunuz ama tek tek çıkıyor numaraları ortaya! Lütfen yani benim de kıymetimi bilin artık!” diyerek kalkıp gitmişti annesinin yanından.

Gülcan hanım şoku atlamamış vaziyette şaşkın şaşkın bakmıştı kızının arkasından, Hüseyin bey gelince de ona anlatmıştı hemen.

“Ya ne bahtsız adammış benim arkadaşım!” demişti Hüseyin bey de şoka girmişti duyar duymaz, “Hayır kızcağız hiç öyle birine benzemiyor ama belli olmuyor insanlar!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s