Sevgi fedakarlıktır – Bölüm 4

“Bu gün gidecek misin Zeynep’in yanına?” diye sordu Vedat.

“Evet gideceğim. Biliyor musun Muzaffer halam bu gittiğimde son üç yıl okul masraflarımı Gülşen hanımın karşıladığını anlattı bana. Bu yüzden onlara borçluyum zaten ve bence bu gün gidip birlikte söylemeliyiz Zeynep’e birlikte olduğumuzu.”

Böylece ikisi birden Zeynep’in evine gittiler. Gülşen hanım ikisini birden kapıda görünce minnetle baktı yüzlerine ve “Hoşgeldiniz çocuklar! Zeynep’te sizi sorup duruyordu” dedi gülümseyerek.

Zeynep artık daha iyi olduğu için kapıya geldi annesinin peşinden ve Vedat hemen elini tuttu Toprak’ın onu görür görmez.

“Müjde! İlk bizden duymanı istedik!” dedi Toprak’ta hemen kendini toparlayarak neşeyle.

Zeynep şaşkın şaşkın onların ellerina baktı önce ve “Neyi sizden duyayım?” dedi merakla.

“Ben yıllarca Ahmet’i sevdiğimi sanıyordum ama bu son dönemlerde aslıda gerçekten sevdiğim kişinin Vedat olduğunu anladım!”

Zeynep heyecan ve mutluluğunu saklayamadan “Gerçekten mi?” diye çığlık atınca, Gülşen hanımın dolan gözlerini bir tek Toprak ve Vedat farketmişlerdi.

“Ben zaten başından beri sizi çok yakıştırmıştım! Vedat sana deliler gibi aşıktı ama bana söylememem içiin yemin ettirdi. En isabetli kararı vermiştin çok sevindim ikinizin adına da!” diyerek sarıldı arkadaşlarına. Günlerdir solgun yüzü gülmeyen Zeynep yeniden o eski neşeli haline büründü böylece.

Plan başarıya  yürümeye başlamıştı. Sırada Ahmet’ vardı şimdi.

Vedat Gülşen hanımın tabakları taşımasın yardıma kalkınca iki kız salonda başbaşa kaldığında, “Neden biraz durgunsun peki?” diye sordu Zeynep Toprak’a yeniden.

Kendini ele vereceğinden korkan Toprak “Senin hastalığına çok üzüldük hepimiz Zeynepciğim.” dedi sesini mümkün olduğunda neşeli çıkarmaya çalışarak,  “Hem biliyor musun biz Vedat ile aynı evde kalacağız” diye ekledi sonra fısıldayarak. Zeynep’in dikkatini dağıtmak istiyordu biraz.

“Ooo!” dedi Zeynep eliyle ağzını kapatarak ve “Peki Ahmet ile konuştun mu? Bunları bilmesi lazım değil mi?”

“Evet yarın konuşacağım”  dedi Toprak yine neşeli görünmeye çalışarak.

Ahmet ile gerçektende ertesi güne randevulaşmışlardı. Randevuya giderken o kadar gergindi ki, Vedat bütün sabah  onu sakinleştirmeye çalışmış ama başarılı olmamıştı.

Ahmet Toprak’ın Vedat ile ilgili söylediklerini duyduktan sonra neredeyse bir şoka girmiş sesini ve kendini kontrol edemez olmuştu.

“Bunların hepsi bir günde nasıl değişmiş olabilir? Sen ne yapmaya çalışıyorsun?” diye bağırdı Toprak’a, “Bana hiç düşünmeden Evet dedin o akşam. Bu sen olamazsın!”

Toprak Zeynep’in kriz anlarını gözünün önüne getirip, soğukkanlılığını korumaya çalışarak, “Vedat senden daha zengin, bana sunacağı hayat da senin sunacağından daha iyi olacaktır! Halamın benim yüzümden yaşadığı sıkıntıları biliyorsun yıllardır.” dedi kibirli bir sesle.

“Ne yani tek neden benim sana bakamayacağımı mı düşünmen? Anlamıyorum? Ben de en az Vedat kadar zenginim, gerçekten ne saçmaladığını anlamıyorum!”

“Kusura bakma ben o gün heyecandan sana evet dedim!” diye devam etti Toprak yine aynı kibirle. Yüzündeki alaycı ifadeyi korumaya çalışırken ciğerini söktüklerini hissediyordu bir yandan.

“Hayır buna kesinlikle inanmıyorum! Biri mi tehdit ediyor seni? Ne var, mutlaka bir sebebi olmalı! Bana her şeyi söyleyebilirsin, ikimiz halledebiliriz. Halan mı istemiyor yoksa?” dedi Ahmet ağlamaklı bir sesle.

“Yeter bu kadar zırvalık!”  diyerek kalkıp gitti Toprak Ahmet’in yanından. Daha fazla göz yaşlarını tutamayacağını anlamıştı artık ve ağlayarak uzun süre dolaştı sokaklarda.

Toprak’ı sakinleştirmeye çalışmak yine Vedat’a düştü o akşam.

Aradan bir kaç gün geçtikten sonra Toprak’ın  Vedat ile birlikte yaşadığı apartmanı öğrenen Ahmet, kızı takip ederek asansöre peşinden bindi onun ve asansörün durduma düğmesine bastı.

“Daha şimdiden Vedat’ın kapatması olmuşsun bu evde! Senin bu kadar iğrençleşebileceğini hiç düşünmemiştim! Seni hiç tanıymamışım ben!”

Toprak beklemediği bir anda asansöre binip koluna sımsıkı yapışan Ahmet’in gözlerindeki öfkeden korkmuştu gerçekten hiç sesini çıkarmadan onun gözlerine bakmaya devam etti.

“Demek yalanlamıyorsun, Zeynep söylemişti aynı evde yaşadığınızı ama ben inanmamıştım! Söylesene geceliğin kaç para senin?” diyerek zorla Toprak’ı öpmeye çalışınca, Toprak onu itti kollarıyla.

Ahmet tükürür gibi “Geceliğin kaç paraysa ben sana misliyle veririm merak etme? ” deyince Toprak tam elini kaldırıp onu tokatlayacağı sırada Ahmet yeniden kolunu tutup, “Nakit az diyorsan bir de çek yazarım yanına” diyerek cebinden çek defterini çıkarıp, Toprak’ın yüzüne savurdu.

Toprak asansörün durdurma düğmesine yeniden basınca zaten kata gelmiş olan asansörün kapıları açıldı ve o da koşarak dairelerine girerken Ahmet’in arkasından tükürdüğünü duydu sadece.

O  sırada evde olan Vedat Toprak’ın dağılmış yüz ifadesini görünce hemen yanına gelip “Ne oldu sana?” diye sordu.

Ayakta zor duran Toprak’ın koluna girdi ve onu salondaki koltuğa oturttu. Toprak asansörde olanları ağlayarak anlattı Vedat’a.

“Nasıl sana böyle şeyler söyler?Senin böyle bir insan olmadığını hiç anlamamış mı bunca yıldır!” diye öfkeyle ayağa kalktı Vedat. Öfkesinden ne yapacağını bilmiyordu.

“Lütfen Vedat, bu oyuna bunları göze alarak girdik. Aslında bildiklerini düşünürsen o çok haklı!” dedi Toprak ağlamaya devam ederek, “Zaten olmasını istediğimiz bu değil miydi? Şimdi benden tiksiniyor ve Zeynep’in yeniden şansı var işte!”

Vedat çaresizce kabul etti Toprak’ın söylediklerini ve oturdu yeniden onun yanına.

“Haydi  o zaman burada yas tutar gibi oturacağımıza biraz çıkıp hava alalım ne dersin?” dedi sonra Toprak’a. Onu böyle üzgün görmeye yüreği dayanmıyordu.

Birlikte sahilde uzun bir yürüyüş yapıp bir şeyler yediler ve eve döndüler yeniden. Eve döndüklerinde Vedat Toprak’ın yüzünün kıpkırmızı olduğunu farketti ve sonra ateşini kontrol edince onun alev gibi yandığını farketti ve hemen babasının arkadaşı olan bir doktoru aradı.

Toprak iki gün ateşler içinde yanıp, bir kaç şişe serum aldıktan sonra ancak kendine geldi. Vedat bu iki boyunca gözünü kırpmadan bekledi onun başında, ilaçlarını verip alnına ıslak bez koydu. Toprak ateşi düşüp gözlerini araladığında onu başucunda buldu.

“Ne oldu bana?” dedi sesi zor çıkarak.

“İki gündür ateşler içinde uyuyorsun. Çok hastalandın. Doktor çağırmak zorunda kaldım” dedi Vedat onun uyanmasına sevinerek ama uykusuzluk ve yorgunluktan onunda nefesi zor çıkıyordu ağzından.

“İki gündür başımda mı bekliyorsun sen benim?” dedi Toprak.

“Ne yapayım, kıpırdanıp durduğun için serum kolunu mahvediyordu” dedi Vedat sevgiyle.

Toprak’ta ona sevgiyle gülümseyip “Teşekkür ederim” dedi

Bir kaç gün içinde Toprak iyice toparlanınca stajlarına devam ettiler beraberce ve Muzaffer hanımı arayıp staj yerleri ve kaldıkları ev hakkındaki bütün detayları anlattılar beraber.

“Benim sana sınırsız güvenim var kızım.” dedi Muzaffer hanım sevgiyle, “Yanlış bir şey yapmayacağını biliyorum. Başarınız bol olsun” deyip ,”Yanında mı şimdi o çocuk?” diye sordu merakla.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s