Sevgi fedakarlıktır – Bölüm 3

Toprak lafın nereye varacağını anlamadığı için iyice tedirgin olmuş bir şekilde dinliyordu Gülşen hanımı. Kızın sesi çıkmayınca konuşmaya devam etti Gülşen hanım.

“Zeynep’in iyiliği için istiyorum bunu senden.”

“Gülşen anne Zeynep’e bir şey olmayacak değil mi?” dedi Toprak sesi titreyerek, “Onun iyi olması için ne gerekiyorsa yaparım biliyorsunuz!” diyerek ağlamaya başladı.

“Ah iyi niyetli, güzel kızım. Bir şey olmayacak merak etme ama bu biraz da senin elinde”

“Nasıl? Ne yapabilirim ben? Eğer elimden gelen bir şeyse hiç düşünmeden yaparım.”

“O zaman” dedi Gülşen hanım yeniden ciddileşerek, “Zeynep sizin Ahmet ile bahçede konuşmalarınızı duyduğu için bu krizi yaşadı. O Ahmet’i gördüğü günden beri aşık ama senin duygularını bildiği için bunu senden hep saklamak zorunda kaldı. Bu gün ise artık kendini kontrol edemedi sanırım. ”

Toprak duyduklarına inanamıyordu. Bunca yıldır ona sürekli Ahmet’e olan aşkını anlatmıştı ve Zeynep’in de ona karşı bir şeyler hissettiğini hiç anlamamıştı. Aklına bile gelmemişti hatta. O hep Zeynep’in Vedat’tan hoşlandığını düşünmüştü bunca zaman.

“Ama Vedat?” dedi sesi tireyerek. Ne söyleyeceğini bilemiyordu artık.

“Vedat Zeynep’e değil sana aşık güzel kızım ama sen onları Zeynep ile yakıştırdığın için bunu hiç farkedemedin.”

“Hayır! Yanılıyorsunuz!” dedi Toprak kafası iyice karışmıştı şimdi. Bu kadar mı kör olmuştu etrafındaki insanlara karşı.

Gülşen hanım odanın kapısını aralyıp Vedat’a seslenince. Toprak iyice çaresiz hissetti kendini. Gülşen hanımın planının ne olduğunu henüz anlayamamıştı. Gülşen hanımın Vedat’a seslendikten sonra yeniden Toprak’a dönüp,

“Zeynep’in bundan sonraki hayatı senin elinde, gördün bu gün yaşadığı krizi” dedi gözleri yeniden dolarak.

“Ama ben bu gün Ahmet’in evlilik teklifini kabul ettim!” dedi Toprak çaresizliğini sesine yansıtarak.

“Evet zaten bu gün yaşanılanların nedeni de bu zaten” dedi Gülşen hanım.

Toprak bir parmağındaki alyansa, bir Gülşen hanıma baktı ağlayarak ve “Tamam madem Zeynep onu  seviyor…” dedi ve cümlesini tamamlayamadı.

“Bu konuşulanları Zeynep’in asla bilmemesi gerekiyor. Ayrıca sen Zeynep için bu fedakarlığı yapsan bile Ahmet’in de senden kolayca vazgeçeceğini sanmıyorum bu yüzden bir plana ihtiyacımız var.” dedi Gülşen hanım yeniden Toprak’ın yanına gelip elini tutarak.

“Ne yapacağız?” dedi Toprak çare arar gibi bakıyordu onun yüzüne.

“Vedat sana deliler gibi aşık, onunla çıkasanız. Ahmet’de ihanete uğradığını düşüneceği için senden uzaklaşır ve belki o zaman Zeynep’in bir şansı olabilir. İkisi de çok başarılı çocuklar, meslek hayatlarında da birlikte yükselebilirler.”

Toprak ayakta durmakta zorlanıyordu artık. Başı dönüp, midesi bulanmaya başlamıştı Vedat odaya girdiği sırada. O yakınındeki koltuğa kendini bırakırken, Gülşen hanım kapıdan giren Vedat’a dönüp

“Vedatcığım, biliyorum zor olacak ama yıllardır kime aşık olduğunu burada itiraf etmen gerekiyor.” dedi kararlı bir sesle.

Vedat arkadaşının annesinden duyduğu bu tuhaf cümlenin ardından bir şey diyemeden başını önüne eğdi. Zeynep’in başına gelenlerle bu konunun ne alakası olduğunu anlayamamıştı ve şimdi o hastayken Toprak’a olan duygularını itiraf etmenin zamanı hiç değildi.

“Ahmet Toprak’a evlenme teklif etti biliyor musun?” dedi Gülşen hanım delikanlıya bakmayı sürdürerek.

Bu habere iyice afallayan Vedat “Mutluluklar dilerim” dedi zor duyulan bir sesle sonra bunun son şans olduğunu anlayınca cesaretini toplayıp Toprak’ın oturduğu koltuğun önünde diz çöküp onun elini tuttu ve “Ben seni o kadar çok sevdim ki yıllar boyunca!” dedi onun yüzüne bakarak.

“Ama sen Zeynep’i seviyorsun sanıyordum ben!” dedi Toprak çaresizliğinden cümleleri toparlayamıyordu artık.

“Ben Zeynep’i kardeş olarak gördüm sadece ama seninle bir ömür birlikte olmanın hayallerini kurdum her zaman.”

Gülşen hanım gençlerin yanına gelerek Vedat’a döndü ve “Zeynep Ahmet’e deliler gibi aşık ve bu gün yaşadığı krizin nedeni de bu evlilik teklifi. Onun en yakın arkadaşları olarak ikinize çok büyük görev düşüyor, sizden bu iyiliği istemek zorundayım. İkinizin sevgili olması gerekiyor” dedi

“İnsan başkasını severken nasıl başkasına bir şans verebilir bilmiyorum ama dediğinizi yapmaya çalışacağım. Ahmet’den ayrılacağım ama Vedat’ı da üzmek istemiyorum. Ben onun aşkını hiç anlamamışım” dedi Toprak burnunu çekerek.

Tam duygularını açıklamışken bunun bir oyun olacağını anlayan Vedat çok üzülse de başını salladı ve Toprak’ın elini daha sıskı tutarak, “Sen öl de ölürüm ben!” dedi sevgiyle öptü kızın elini.

“Hayır bu senin için daha acı verici bir tecrübe olacak. Ben başkasını sevdiğimi söyleyebilirim Zeynep’e.”

“Müsade et bu rolü ben oynayayım. Hiç değilse rolünü oynayayım. Sana yakın olurum.” dedi Vedat yanıt olarak.

“Evet Vedat haklı, sen başkası ile beraberim dersen Ahmet peşini bırakmaz ama Ahmet’i tanıyıp bildiği için daha kolay inanır.” dedi Gülşen hanım da.

Toprak mecburen kabul ediyor ve bunun üçünün arasında bir sır olarak kalacağına birbirlerine söz verdiler.

Toprak ertesi gün halasının evine dönmek üzere otobüse bineceği sırada Ahmet’den “Uçağa binmek üzereyim, seni şimdiden özledim” yazan bir mesaj alınca onun ailesi ile konuşacağını hatırladı ve hemen “Ailenle konuşma önce biraz konuşmamız lazım” yazan bir mesaj gönderdi. Bütün geceyi uykusuz geçirdiği için kafası çok dağınıktı. Eğer tüm bu plana başlamadan Ahmet ailesi ile konuşursa her şey daha da karışık olacaktı.

“Anlamadım ne değişti? Arıyorum şimdi” yazan mesajın ardından çalan telefonu açmayıp, “Otobüse binmek üzereyim. Kararımı değiştirdim. Yüzyüze konuşmamız lazım yazdı”

“Ne olduğunu anlamadım ama gelince konuşacağız” yazan bir mesaj geldi Ahmet’den son olarak.

Tüm acısına rağmen bir hafta Muzaffer hanıma hiç bir şey  belli etmeden idare eden Toprak diğer tüm öğrenciler gibi İstanbul’a geri döndüğünde onu planladıkları gibi Vedat karşılamıştı.

“Babamdan ikimiz için bir staj yeri bulmasını rica ettim ve o da ayarladı. ” dedi heyecanla Toprak’ın gözlerine bakarak, “Böylece Ahmet için de daha inandırıcı olabiliriz.”

“İyi ama ben yurttan ayrıldım nerede kalacağım staj boyunca?” dedi Toprak.

“Annemlerin buradaki evlerinde kalabiliriz beraber. Küçük bir ev ama ikimiz için çok uygun. Yani arkadaşça tabi, ben öyle düşünmüştüm. Ahmet inansın diye yani.” dedi Vedat kekeleyerek. Toprak’ı zorlamayacak şekilde her şeyi ayarlamaya çalışıyordu ama bu arada fırsatlardan faydalanmaya çalıştığını da düşünmesini istemiyordu. Toprak’ın ona karşı bir şey hissetmediğinin farkındaydı.

Toprak yutkundu önce cevap veremedi. Aslında Ahmet’in beraber olduklarına inanması için çok iyi bir plandı bu. Ayrıca bu stajdan para da kazanacaklardı ve böylece o da ilk kez halasına katkı sağlayabilecekti. Vedat’ın iyi bir insan olduğunu biliyordu.

“Bütün bunların sonucunda umutlanmanı istemiyorum, sevmenin ne demek olduğunu biliyorum ve üzülmeni istemiyorum.” dedi utanarak.

“Merak etme” dedi Vedat gülümseyerek, “İki aysa, iki ay, üç aysa üç ay. Üç aylık sevgili olmak bile bana yeter. Sensiz bir hayatı hiç hayal etmedim mi ben. Hem ben gerçekten aşık olduğum için başkasından daha inandırıcı oynarım bu rolü”

(devam edecek)

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s