Yeniden – Bölüm 7

Arzum aylardır iş bulma kurumundaki kıza uğrayıp duruyordu. Yaşıtı olan bu kızla gide gele arkadaş olmuşlardı. Kız Arzum için elinden geleni yapsa da Arzum’un nitelikleri yeterli olmadığından uygun bir iş bulamamışlardı henüz.

“Yani açık konuşmak gerekirse ünversite mezunu değilsin, dil bilmiyorsun, yeterli tecrüben yok. Bu şartlar altında sana bir kadın için uygun olabilecek iş bulmam öyle zor ki. Yine de elimden geleni yapacağım söz veriyorum.” dedi İş bulma kurumunda çalışan Seda.

“Dört aydır kiramı ödeyemedim acilen bir iş bulamazsam yakında zaten sokaklara düşeceğim. Kadını, erkeği bırakıp hamallık bile olsa bir iş bulamaz mıyız?”

Seda çaresizde baktı Arzum’un gözlerine sonra, “Baksana bir oyuncu şirketi var arkadaşımın. Yani öyle büyük bir yer hayal etme. Belki oraya başvurabillirsin en azından günlük harçlığın çıkar ister misin?”

“İstemez olur muyum? Nerede burası?”

“Bak baştan söylemedi deme. Bu maaşlı bir iş değil, günlük para öderler iş çıktığı sürece, öyle sigortası veya her gün iş garantisi yok.”

“Seda durumumu anlatıyorum işte inan hiç önemli değil şu an için bunlar.”

“Tamam o zaman adresi yazıyorum bu kağıda, git bir şansını dene bakalım. Ben de o arada araştırmaya devam edeyim.”

“Harika bir arkadaşsın sen, iyi ki seni tanımışım. Bir iş bulayım sana söz veriyorum kocaman bir hediye alacağım”

“Saçmalama da alşu kağıdı git başvur bir  an önce.” diye gülümsedi Seda arkadaşına kağıdı uzatırken.

Aslında onlarca kişi gelirdi büroya iş başvurusu için Seda beş yıldır çalışıyordu burada. Hiç kimse ile arkadaş olmamıştı gelip gidenlerden. Nasıl olmuşsa bir Arzum ile arakadaş oluvermişlerdi. Kanları ısınmıştı birbirlerine en başından. Kız gelip gittikçe de dertleşmeler, muhabbetler öyle devam etmişti. Henüz dışarıda bir görüşmüşlükleri yoktu ama Arzum neredeyse her gün geldiğinde burada bolca sohbet etmişlerdi. Hatta bazen Seda onun burada yemek yemesini de sağlamıştı öğlenleri. Böylece kızın karnı da aç kalmamıştı. İş için  de elinde gelen bir şey olsa yapacaktı ama Arzum gerçekten eleman arayanlar için fazla vasıfsızdı.

“Vardır benimde bir kısmetim bu dünyada geldiğime göre” derdi sürekli Seda ona vasıfsızlığını hatırlatmaya başlayınca. Kursa idecek parası olsa zaten giderdi bir şeyler öğrenmek için ama karnını zor doyuruyor, kirasını ödeyemiyordu.

Aslında sekiz ay öncesine kadar bir işi vardı. Bir şirkette sekreterya da çalışıyordu. Ekonomik kriz başlayınca eleman azaltımına gidilince sekreteryadakilerle, diğer alt kademedekleri işten çıkarmışlardı ilk önce. Sanki koca şirket bu insanların aldıkları üç kuruşla kurtulacaktı. Olan garibanlara olmuş, durumu iyi olanlara yine bir şey  olmamıştı. O günden beri de iş bulmak için elinden  geleni yapmıştı Arzum. Bir kaç ay işsizlik maaşı da alabilmişti ama sonra o da kesilmişti. Her  gün ev sahibine görünmemek için kırk takla atıyordu.

Elindeki kağıtla Seda’nın söylediği şirkete giderken içinde bir umut belirmişti yeniden. Bir kaç kuruşta olsa yeniden para kazanmak özgüvenini de yerine getirecekti. Komşuların getirdiği sebzelerle yemek yapıyordu evde ne zamandır. Allah’tan iyi bir mahalle de oturuyordu da, koruyup kolluyorlardı onu. Yoksa tek başına yaşamakta çok zordu bu ülkede bir genç kadın için. Herkes her şeyi bekliyordu ondan savunmasız olunca. Hem de eli yüzü düzgün sanılan adamlar, kadınlar bile.

Bu mahalledeki evi bulunca çok sevinmişti o yüzden. Çocukluğundaki gibiydi burası. Hepsi alt gelir düzeyinde insanlardı ama birbirlerini koruyup kolluyorlar. Sokaklarda çocuklar oynuyordu. Bu aralar hayatındaki en güzel şey bu insanları tanımış olmak ve onların arasında yaşamaktı. Ev sahibi de çok iyi bir kadındı aslında ama onunda durumu çok zordu. Oğlu yurt dışında yaşadığı için tek başınaydı ve emekli maaşını da kızının çektiği krediye ödüyordu. Kızı da krediyi çektikten sonra annesini ne aramış ne sormuştu. O yüzden  “Benim öyle bir kızım yok artık diyordu gözleri ıslanarak. Neyseki bu ev vardı elinde. Arzum’un oturduğu ev. Maaşı krediye gittiği için onunda tek geçimi bu evin kirasıydı. Arzum aç kaldığı sürece o da kalıyordu işin özeti. Bu yüzden iki kat sorumluluk hissediyordu ona karşı. Eline para geçer ya da birileri ona bir şeyler verirse hemen yarısını onun kapısının önüne bırakıyordu. Aylardır kira ödemediği halde kadıncağız çık dememişti evimden.

Hatta geçen akşam ona yanına taşınmasını ima etmişti sanki. Beraber oturup bu  daireyi kiraya verirlerse en azından karınları doyardı. O da tek başına yaşamaktan kurtulurdu. “Allah belki bir kızı alır, bir kızı verir” demişti.

Arzum çok duygulanmıştı bu teklife, ne diyeceğini bilememiş. İyice mahcup olmuştu. Kadıncağız bir de ona bakmayı teklif ediyordu, kirasını talep edemediği gibi. Eline para geçince hemen onun parasını verecekti. Eğer hâlâ istiyor olursa onunla oturabilirdi de belki. Hayatta kimsesi yoktu ki Arzum’un da. Bu içini üşütüyordu çoğu zaman.

Elindeki adrteste verilen binanın önüne geldiğinde Ev sahibi Birsen hanım ile oturup oturamayacağını hesap ediyordu hâlâ kafasında.

“Gerçekten  çok şanslısınız” dedi Haluk beyin sekreteri Arzum’un başvurusu üzerine. Arzum genel olarak şansız olduğunu düşündüğünden gülümsedi sadece bu söze, “Tam da size göre bir iş geldi az önce, Haluk bey de bana başvrulara bakmamı söyledi iyi mi?”

“O halde hemen alabilirim bu işi değil mi?”

“Evet elbette alabilirsiniz” diye kıkırdadı Meryem, “Aslında bende izin alıp çıkacaktım biliyor musunuz? Bu iş çıkınca kalmam gerekecekti ama siz kapıdan bir hızır gibi girdiniz ve şimdi sizi Haluk beyin yanına alacağım sonra da iznimi alacağım. Ne harika değil mi?”

“Bu sizin şansınız o halde” dedi Arzum, sevmişti bu konuşkan kızı.

“Kapıdan gireceksiniz, ‘Bir şey alır mıydınız?” diyeceksiniz, adamlar size “Çay” diye cevap verecekler, çayları doldurup çıkacaksınız. Hepsi bu. Yapabilirsiniz değil mi?”

“Evet yapabilirim elbette Haluk bey.”

“İyi adres burada hemen giderseniz bekliyorlar arkadaşlar Paranızı yarın Meryem verecek”

“Bu kadar çabuk mu?”

“Önümüzdeki beş yıllık plan dahilinde mi çalışacağınızı sanıyordunuz. Burda işler anlık çıkar küçük hanım.Uygun değilse hemen başkasını bulalım.”

Konuşma boyunca iznini alabilmek için köşede hazır bekleyen Meryem atıldı hemen.

“Olur mu Haluk bey, Arzum çok uygun bu işe!”

“Sen nereden biliyorsun Meryem daha şimdi gelmedi mi bu arkadaşımız, öyle dedin.”

“Hayır yani şimdi geldi de, ben tanıyorum önceden. Öyle değil mi Arzum. O yüzden biliyorum. O harika bir oyuncu halleder gelir şıp diye. Değil mi Arzum?”

Meryem’in attığı yalan ve adını bastıra bastıra söyleyerek onay istemesi üzerine hızla başını sallayarak onayladı Arzum.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s