Kalbim anlıyor – Bölüm 8

Fabrikaya döndüğünde Aytekin ve diğerleri toplanmış oturuyorlardı. Hepsinin yüzü o kadar asıktı ki, sessizlik yüzünden sadece derin iç geçirmeler ve Tülin’in ayak sesleri duyuluyordu atölyede.

Öğleden sonra ortada olmadığı için hepsi dönüp ona baktılar.

“Dedeme gittim!” dedi çaresizce ellerini iki yana açıp, “Başarmadım!”

Geçip Aytekin’in yanına oturdu.

“Benim dairem ikimize de yeter eğer gelirsen!” dedi Aytekin onu kendine çekerek.

“Peki ya diğerleri?”

“Henüz bilmiyorum ama bir şeyler bulacağım.”

“Ne zaman?”

“Bence herkes şimdiden geçici de olsa kendine kalacak bir yer aramalı artık. Hepimizin sığcağı bir ya da birden çok bina bulsak bile bir atölyemiz olmayacak. Atölye olmayınca zaten gelirimiz olmayacak” dedi içlerinden biri.

“Bir süre daha  idare edebiliriz merak etmeyin!” dedi Aytekin ayağa kalkarak, “Yine de Harun doğru söylüyor, kimler kalacak bir yer bulabiliyor, kimler bulamıyor en  azından onu belirleyip, açıkta kalanlar için çözüm yaratmaya çalışırız öncelikle”

Ertesi gün yeni plan üzerinden harekete geçildi bu sefer. Aytekin eve Tülin’de atölye için yer bakmaya devam ettiler.

“Neden yeni ev sahibi ile konuşmayı denemiyoruz” dedi Tülin düşünceli bir sesle Aytekin’e bakıp.

“Ev sahibine söyledim ama burayı otel yapacağını söyledi yeni sahibinin. Bu durumda zaten bizim kullanımımıza vermeyeceği açık.”

“Belki de burada aslında neler olduğunu bilmiyordur ve bilse fikrini değiştirebilir”

“Umurunda olmadığını söyledi eski ev  sahibimiz Hayri bey”

Bir kaç gün  içinde bir yerde kalamaycakların  sayısı belirlendi ve sadece onların  kalması için  küçük bir bina bulundu. Bina çok küçüktü ve başka yerde kalacakların eşyaları, atölyedekiler ve buraya taşınacakların  eşyalarını buraya sığdırmak neredeyse imkansız gibiydi ama şimdilik bulabildikler tek yer burası olduğu için kaçırmak istemiyorlardı.

“Önce insanları yerleştirelim, eşyaları almak için yeni ev sahibimizden biraz daha  süre isteyebiliriz belki. Gelip hemen işe başlayacak değillerdir herhalde”

Sonunda her şey bir  kaç gün içinde planlandı. Eşyaların ve kalanların gidişi. Yeni atölye içinde bir yer beğenilmişti ama  henüz konuşulmamıştı.

O gece hep beraber fabrikada son geceleri olduğundan, hepsi aşağıda kalmayı tercih etmişti. Aytekin hepsiyle son bir konuşma  yapmak istiyordu. Çünkü parça parça çözümler bulmuş olsalarda hiç bir şey buradaki gibi olmayacaktı belli ki. Bu hepsini hüzünlendiriyordu. Uykular kaçtığında birlikte sohbet edemeyecekler. Sabah uyanır uyanmaz birbirlerini göremeyecekler ve sabah kahvaltısını bir arada yapamayacaklardı. Akşamları iş bitince de birlikte vakit geçirme şansları azalıyordu. Her biri ayrı bir yere dağılacaktı. Küçük bir grup birlikte kalacaktı yine ama hepsi bir arada gibi olmayacaktı o da.

Biraz sohbet edip, gülmeyi planlamışlardı o akşam ama hiç birinin  ağzını bıçak açmıyordu. Bütün gözler hüzünle bir yerlere dalmış, pek çok şey düşünüyorlardı. Bu fabrika bir masal gibiydi onlar için. Onlar da bu masalın kahramanları. Masalları hep iyiler kazanırdı ama Aytekin bu masalın henüz bitmediğini söylüyordu zaten. Yeniden eski düzenlerine dönecekleri bir ortam bulma şansları her zaman vardı.

Hiç birinin keyfi olmadığı için hava karardığı halde ne yemekhaneye çıkmışlar ne de kalkıp ışıklandırmayı açmışlardı. Dışarıdan süzülen loş ışık hepsine yetiyordu. Hatta karanlığın hüzne eşlik eden  göyaşlarını saklıyor olması hepsinin işine gelmiş gibiydi.

Karanlıkta yaklaşan ayak seslerini duysalar da içlerinden biri olduğunu bildikleri için dönüp bakmadılar.

Ayak sesleri iyice yaklaşınca “Aytekin bey burada mı?” dedi tandıkları bir ses.

Aytekin ayağa kalkıp karanlıkta gelenleri seçmeye çalıştı ve başıyla Orhan’a işaret etti ışıkları açması için. Sesin sahibi içlerinden biri değil ev sahibi Hayri beydi.

Işıklar yandığında herkes merakla ortada dikilen iki adama bakarken, “Dede! Burada ne işin var?” diyen sesi duyuldu Tülin’in.

Hepsi dönüp ona baktılar bu sefer.  Aytekin “Hoşgeldiniz Sadri bey!” diyerek elini uzattı yaşlı adama.

“Siz tanışıyor musunuz?” dedi Tülin hayretle.

“Seni bilmediğim bir yere tek başına hem kalmaya, hem de çalışmaya göndereceğimi sanmıyordun herhalde?” dedi Sadri bey her zaman ki soğuk ses tonuyla

Tülin gözlerini kısarak Aytekin’e baktı bu sefer, “Eğer sana benden bahsederse burada kalmaya devam edemeyeceğini söyledim” dedi Sadri bey Aytekin’e fırsat vermeden.

Tülin Aytekin’in bunu kendisinden saklamış olmasına bozulmuştu.

“Şimdi de beni teslim almaya mı geldin?” dedi dedesine dönüp, “Eğer öyleyse seninle gelmeyeceğim” dedi ters ters, sonra Aytekin’e dönüp , “Artık seninle de gelmeyeceğim!” dedi.

“Hayır seni almaya gelmedim ama senin de benim iznim olmadan başka yere gitmen mümkün değil!” dedi Sadri bey sakin sakin.

“Sahi mi? Nasıl mümkün olacakmış o!”

“Çünkü burayı ben satın aldım. Annenin payıyla. Ben ölünce de senin olacak. Böylece işini ve aileni bırakıp bir yere gidemeyeceksin. Ta ki ben sizi buradan kovana kadar!”

Salonda önce derin bir sessizlik oldu, sonra ne söylendiğini anlayınca hepsinin yüreği heyecanla çarpmaya başladı ama çığlık atmak için  Tülin’in tepki vermesini bekliyorlardı.

“Binayı sen mi satın  aldın?” dedi Tülin duyduklarının doğru olmadığını sanmıştı. Merakla eski ev sahibinin yüzüne baktılar Aytekin ile. Bundan Aytekin’in de haberi yoktu. Yeni ev sahibinin de sattığı adamın Tülin’in dedesi olduğundan haberi yoktu elbette.

“Evet seni kontrol edebilmek için başka  çarem yoktu” dedi Sadri bey gülümseyerek, “Anneni kontrol edemeyip bir kez kaybettim, aynı hatayı bir kez daha yapmam”

Tülin bu söylenilenlerin iyi mi kötü mü olduğunu anlayamamıştı.

“Haydi ama Tülin!” diye bağırdı Beril’in sesi arkalardan bir yerden.

Tülin’in yüzüne yayılan gülümseme atölyenin duvarlarında yankılanan sevinç çığlıklarının tetikleyicisi olmuştu.

Aytekin gelip onun elini tuttu ve “Üzgünüm seni kaybetmek istemiyordum” dedi mahcup bir şekilde, “Sana görür görmez aşık olmuştum. Sadri beyi uzun zamandır tanırım.”

“Yine de bana söyleyebilirdin”

“O zaman burada kalır mıydın?”

“Sanırım hayır!” dedi Tülin gülümseyerek.

“Senin için özel bir vasiyet hazırladım” dedi Sadri bey yanlarına gelerek, yarından sonra ofisime gelirsen  avukat sana da imzalatacak. Burası ben öldükten sana sadece senin olacak. Kalanlar ise kuzenlerinin. Bir sıkıntı var mı bununla ilgili?”

“Hayır yok dede!” dedi Tülin ilk kez ona karşı bir sıcaklık duymuştu içinde. Bunun ona bir şeyler vermiş olması ile bir ilgisi yoktu elbette. Vardı ama maddi olması ile değildi en azından. Kendi yöntemleriyle onu korumak istemişti dedesi. Aslında istediği gibi olmasa da, beklentisini karşılayamasa da hem de. Belki zamanla severlerdi de birbirlerini.

Sadri bey “Tamam o zaman!” dedi, “Delikanlı sen de torunumu üzersen bina onun kalır ama atölyen burada devam edemez bilgin olsun!” dedi Aytekin’e dönüp.

“Merak etmeyin Sadri bey” dedi Aytekin elini uzatarak.

Sadri bey onunla tokalaştıktan sonra dönüp ayrıldı Hayri bey ile fabrikadan.

Hiç bir şeyin değişmesine gerek kalmamıştı.

SON

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s