Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 2)

Nurdal Hanımın ona sunduğu imkanlar gerçekten öylesine iyiydi ki, ona ayırdığı odaya girdiğinde neredeyse heyecandan bayılacaktı. Evin alt katında, bahçe katından ayrıca girişi olan bu odada üzerinde diz üstü bilgisayarın durduğu bir çalışma masası, tek kişilik bir yatak ve yanında küçük bir dolap ile kütüphane duruyordu. Odayı kullanması gerektiğinde evin içinden geçmesi gerekmiyordu, Nurdal Hanım bahçeye açılan anahtarı kullanabileceğini söylemişti, böylece çalıştığı işlerden arta kalan vaktinde saat kaç olursa olsun, eve rahatlıkla girip çıkabilecek, kimseyi de rahatsız etmesi gerekmeyecekti.

Evin diğer bölümlerini de dilediği gibi kullanabileceği, yemeklerini de burada yiyebileceği söylense de, buna nazike teşekkür etti. İhtiyacı olan tek şey bu odaydı, fazlasını istemiyordu.

“Ama şekerim, arada bir yukarı benim yanıma da gelmelisin ki, bu evdeki farklı yaşamı deneyimleyebilesin öyle değil mi? Unutma yarışmanın şartları böyle, ha unutmadan, yarışmayı kazanıp okula kabul edilirsen de bu odayı kullanmaya devam etmeni istiyorum, çünkü ihtiyacın olacak.”

O kadar mutlu olmuştu ki bir an önce başlamak istiyordu ama, kafedeki işinin başlama saati gelmişti, Nurdal Hanıma tekrar tekrar teşekkür ederek evden ayrıldı, oteldeki işi bittikten sonra hemen gelip çalışmaya başlayacaktı, zaman giderek daralıyordu.

İki hafta çabucak tükendi, her gece işten sonra gelip neredeyse sabaha kadar çalışarak projesini tamamlayabilmişti, uykusuzluk ve açlık bazen onu yıkacak gibi olsa da, eline geçen bu fırsatı en iyi şekilde kullanmaya kararlıydı. Çalışmaktan yorulunca, odadaki yatakta uyuyor, okula buradan gidiyordu. Eve sadece banyo yapmak ve bir kaç eşya almak için uğramıştı, tüm bu süre zarfında.

Projesini yazıcıdan bastırıp, ona verilen zarfa ilgili formlarla koyarak ağzını sıkıca kapattı. Sabah kendi okulu yerine, üniversiteye uğrayıp teslim etti ve oradan da kafeye geçti.

Yarışmanın sonuçlanması yine iki hafta kadar sürdü, bu süre zarfında Nurdal Hanım, onu kafede ziyaret ediyor, mahalledeki yardıma muhtaç insanlar hakkında da sorular soruyordu. Gerçi çoğu kimseyi tanımıyordu ama üst katında oturan ailenin küçük kızlarının zor bir hastalıkla mücadele ettiğini biliyordu. Çocuk bazen sabaha kadar bağırıyordu. Mahalledeki diğer herkes gibi onlarında maddi gücü kızın tedavisine yetmiyordu. Zaten parası olanın bu mahallede ne işi olacaktı ki?

O gün yine kafedeyken geldi Nurdal Hanım, elindeki zarfı sevinçle uzattı Zuhal’e, “Sonucu sana  kendi ellerimle getirmek istedim” dedi gülümseyerek, “Ama zarfı açmadım, ben de seninle öğreneceğim.”

Tezgahın arkasından bir ok gibi fırlayarak aldı zarfı kadının elinden, bacakları titriyordu.

“Hadi açsana ne duruyorsun” dedi Nurdal Hanım.

“Kazanmışım” diye küçüçük bir ses çıktı Zuhal’den. Kazanmıştı, artık son senesini bu üniversitede okuyup mezun olabilecekti, üstelik üniversite yarışmayla gelen  son sınıf öğrencilerine, diğer öğrencilere tanımadığı pek çok ayrıcalık ve yardım imkanı da sunuyordu. Gözleri doldu, Nurdal Hanım’ın boynuna sarıldı sıkı sıkı “Hepsi sizin sayenizde oldu, size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum” diye hıçkırmaya başladı.

“Ben bir şey yapmadım, projeyi sen hazırladın, herhangi başka bir yerde de yapsan aynı sonucu alacaktın güzel kızım.” diyerek okşadı saçlarını.

Annesini hatırladı o böyle söyleyince, keşke o da hayatta olup, başarısını görebilseydi. Gelen kağtta okula hemen gelecek hafta başında başlayabileceği yazıyordu. Birinci dönem başlayalı iki ay olduğundan, geriye dönükte tamamlamaları gereken konular olacağından ekstra ders programları olacaktı. Bu esktra dersler kafedeki işini aksatabilirdi ama, öyle bile olsa bir yıl buna katlanacak ve diplomasını alıp, bir daha böyle işlerde çalışmasına gerek kalmayacak, düzgün bir iş bulacaktı.

Okula başladığı ilk gün, her şeyin düşündüğü kadar toz pembe olmadığını anlayacaktı. Çoğunlukla zengin ailelerin çocuklarının devam ettiği bu vakıf üniversitesinde, yarışmayla gelen öğrenciler hemen farkediliyor ve onlara tanınan ayrıcalıklar yüzünden okulun mevcut öğrencileri onlardan pek hoşlanmıyorlardı. Yarışmayla alınan öğrenci sayısı sadece beş olduğu için de onlar için ayrı sınıflar açılmıyor, derslerini diğer mevcut sınıflarla alıyor, sadece ekstra destek programlarında beş kişi oluyorlardı.

Okulun büyük bir kütüphanesi, bilgisayar laboratuvarı vardı, öğrenciler istedikleri zaman buralardan faydalanabiliyorlardı. Bu Zuhal için bir zenginlik demekti, kendi okulunda on altı bilgisayarı olan küçük odaya girebilmek için bile üç ay beklemek gerekiyordu ki bilgisayarlar o kadar eski modeldi ki, girebilse bile zaten yapmak istedikleri için yeterli değildiler.

Programını aldıktan sonra kafedeki işini çok etkileyecek şekilde olmadığını anlayınca, tasarımlarına destek olduğu oyun tasarım şirketindeki işinden ayrılmaya karar verdi. Oradan aldığı para zaten çok bir şey sayılmazdı, kafeden de çok kazanmasa da en azından bahşişlerle bile idare edebiliyordu.

Modelleme ve tasarım dersinde aynı sınıfta ders aldıkları Mehmet, okula geldiği ilk günden beri, kıyfetleri, maddi olanakları ve benzeri her şeyiyle alay etmeye başlamıştı. Her yerde böyle insanlar olabileceğini bildiğinden onu ciddiye almamaya çalışıyor, söylediklerini duymaza geliyordu. Bu okulda bir yıl okuyacak ve mezun olacaktı, kimin ne söylediği ya da ne yaptığı hiç  önemli değildi. Diplomasını aldığında onlarla aynı okuldan mezun olmuş olacaktı.

O sabah okulun bahçesine girdiğinde Mehmet motorsikleti ile yolunu kesip, “Ne oldu fakir kız bütün ödevlerini yaptın mı dün gece, gözlerini açamıyorsun?” dedi gülerek. Hemen önünde duran motorsikletin yanından geçerek yürümeye devam etti, Mehmet hemen haraket ederek yeniden önünde gelip durdu, “Ne o geçinebilmek için ağzını kiraya mı verdin yoksa?”

Hemen ileride duran grup yüksek sesle güldü bu sevimsiz şaka üzerine, tam yeniden yürüyüp gidecekti ki, elini birisinin tuttuğunu farkedince hızla arkasına döndü.

“Selam Mehmet, bakıyorum da kız arkadaşımla tanışmışsın” dedi uzun boylu esmer çocuk, aynı zamanda da Zuhal’in elini sıkı sıkı tutmuştu.

“Bak sen bizim yufka yürekli Harun, sahip çıkmış kınalı kuzuya hiç vakit kaybetmeden.”

“Seni bir daha kız arkadaşımın etrafında görmeyim yeter” dedi Harun ve Zuhal’in tuttuğu elinden çekerek yürümeye başladı.

“Sen de kimsin?” dedi Zuhal.

Mehmet ve arkadaşlarından iyice uzaklaştıklarına emin olan Harun, bıraktığı elini, tokalaşmak uzattı yeniden.

“Merhaba, benim adım Harun.” dedi gülümseyerek, “Az önce yaptığım şey için üzgünüm, ama Mehmet’in her yıl aynı şeyleri yapmasından bıktık aslında çoğumuz ama, ne yazık ki okulda güçlü bir arkası var. Ben de seni onun elinden kurtarayım dedim.”

“Teşekkür ederim, onu ciddiye almıyorum zaten, Zuhal bu arada benim adım.”

“Yarışmayla gelenlerdensin biliyorum, böyle şeyleri bütün okul bilir. Sizin hakketmediğiniz bir ayrıcalığa sahip olduğunuzu düşünüyor pek çoğu.”

“Evet farkıdayım, ama bu okuldan mezun olmak benim için, diğer insanların ne düşündüğü ile ilgilenmekten daha önemli.”

Harun’u gerçekten sevmişti Zuhal, burada tanıtığı bir kaç iyi insandan biriydi. Ders aralarında bahçede birlikte yürüyüp, aldıkları dersler konusunda kütüphanede birbirlerine yardımcı olmaya başladılar bir süre sonra. Okuldaki çocuklar, gelip gittikçe, Zuhal’in çalıştığı kafeyi de öğrenmişlerdi. Nurdal Hanım’la yaptıkları anlaşmaya göre, okula başladıktan sonra, torpili olduğu düşünülmemesi için ev dışında görüşmeyeceklerdi. Bu nedenle Nurdal Hanım bir süredir kafeye uğramıyordu. Bilgisayarla çalışması gerektiğinde biraz erken gidiyor, ona görünüyor, birlikte bir kahve içip sohbet ediyorlar sonra da aşağı inip çalışmaya başlıyordu. Gerçekten okul çok sıkı bir program vermişti onlara, ama yaşadığı onca şeyden sonra, bu sıkı program bile onu mutlu ediyordu gerçekten.

BEKLENMEDİK YARINLARA DOĞRU İSİMLİ HİKAYENİN BÜTÜN BÖLÜMLERİNİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ.

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/04/beklenmedik-yarinlara-dogru-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/05/beklenmedik-yarinlara-dogru-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/06/beklenmedik-yarinlara-dogru-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/07/beklenmedik-yarinlara-dogru-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/04/08/beklenmedik-yarinlara-dogru-bolum-5/

Beklenmedik yarınlara doğru (Bölüm 2)’ için 5 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s